Gününüz aydınlık olsun

Gününüz aydınlık olsun

Acaba ayaklarınız, sesinize ne demek ister bugün? Ya da sesiniz ayaklarınıza neler der? Onu destekler ve yüreklendirir mi, ya da yargılar, yerer mi?

Her gün yeni bir gün ve yeni bir deneyim. Tamı tamamına ‘aynısını’ yapıyor olsak bile. Aynı koreografiyle 500’üncü temsile çıkmış biri olarak söylüyorum bunu. Duygu durumunuz fark yaratır, sağlığınız fark yaratır, hazırlığınız fark yaratır, kostümünüz fark yaratır. Sizden gayrı olarak takım arkadaşlarınız fark yaratır, sahnenin fiziki koşulları fark yaratır, seyirci fark yaratır, havanın durumu fark yaratır, ülkenin durumu fark yaratır.

Uzun zamandan beri her yeni günde, toplum olarak yaşadığımız travmalar nedeniyle, yorgun, yılgın, tükenmiş, çaresiz hissediyor olabiliriz. Haklısınız da. Çünkü acının ardından yas tutmak gerekir. Acıyı diri diri, bilinçaltının karanlığına gömmek, onu karanlıkla beslemek, büyütmek demektir. Ya sonra... Sonrasında bu yılgınlığa ve çaresizliğe teslim olmadan, kendi varlığına, dansçı terimiyle kendi merkezine dönmeli insan. Yeryüzüyle bağını yeniden kurmalı yani köklenmeli. Kayıp ne kadar büyük olsa da neşeyi ve yaratıcı eylemi çoğaltmalı. Size hiç olmadı mı? Bir çiçeğin kadifemsi yaprağını okşadığınızda içinizdeki nehir hiç çağlamadı mı? Kuşları seyrettiğinizde ya da bir kediyi, köpeği, bir çocuk sevgi dolu cıvıldarken, bir güzellik yolunuzu süslemişken ilham ile dolmadınız mı? Aynı yollardan geçiyor olsanız bile, tam olarak hep aynı şeyleri görüyor olsanız bile yeniden bakın. Geçip giden değil, farkı gören olarak bakın. Sonra bırakın içinizdeki nehir gürül gürül aksın, denizlere dökülsün.

Farklılık ve farkındalık yaratmak için, hadi en baştan başlayalım. Uyandığınız andan. Nefesinizi yeniden fark ettiğiniz andan. Ellerinizi göğüs kafesinin üzerine yerleştirip her nefes alış/verişinizde, büyüdüğünüzü/küçüldüğünüzü farkedin. Hemen yataktan kalmak zorunda değilsiniz. Biraz zaman tanıyın kendinize. Uzun uzun esneyin, gerinin, kaslarınız uzasın ve açılsın. Sonrasında farklı yatışlar deneyin. Her yatış pozisyonunda 10 saniye kalın ve sonra değiştirin. En rahat olanı bulmaya çalışın, kendinize yeterli rahatlığı ve süreyi vermeyi alışkanlık haline getirin. Belki bir süre ayaklarınızı havaya kaldırıp sallayabilirsiniz ya da açıp kapayabilirsiniz. Bu kan dolaşımınızı rahatlatacaktır.

Sonrasında yavaşça yan tarafınıza dönüp, bir süre yatağın kenarında oturmak üzere doğrulun. Ayaklarınızın yeri nasıl kavradığını hissetmeye çalışın. Tüm parmaklarınızın yerde olduğundan, ayak kemerinizi koruduğunuzdan emin olun. Baş parmağınızın, küçük parmağınızın dibinden ve topunuzdan yeryüzünün derinliklerine doğru sağlam, güçlü kökler uzandığını hayal edin. Bu güçlü köklerden yayılan daha cılız kökler ayağınızın tüm alanını kaplasın. Şimdi sıra üst bedende. Bir elinizi yatağa koyarak destek alın ve diğer elinizin orta parmağından çekilerek yana doğru uzayın. Bir süre bu pozisyonda kalın ve nefes alıp vermeyi unutmayın. Geri gelirken kollarınızı iki yana açın. Avuç içleriniz karşıya baksın. Aynı hareketi diğer tarafa da yapın. Sonrasında başınızı ve omurganızın üst kısmını yan taraftan yavaşça yuvarlayarak ortaya gelin, bakışlarınız yerde olsun. Yine çok yavaşça en son başınız kalkacak şekilde doğrulun. Başınızın üzerinde bir uçan balon hayal edin ve o sizi yukarıya göğe doğru çeksin, uzatsın. Dik durmayı alışkanlık haline getirin.

Tam olarak ayağa kalkmadan önce izin verin ayaklarınız biraz hareket etsin. Parmak uçlarını, kenarlarını, sertliğini/yumuşaklığını, hızını/yavaşlığını keşfetsin. Ortamı renklendirmek sizin elinizde, tamamen o anda uydurduğunuz bir ayak dansı şarkısını hareketlerinizi yaparken söyleyebilirsiniz, sesiniz ayaklarınıza eşlik edebilir. Hatta bir süre sonra sesiniz ve ayaklarınız arasında bir diyalog başlatabilirsiniz. Acaba ayaklarınız, sesinize ne demek ister bugün? Ya da sesiniz ayaklarınıza neler der? Onu destekler ve yüreklendirir mi, ya da yargılar, yerer mi?

Yeteri kadar saçmaladığınızı düşündüğünüz anda -ki bunu özellikle söylüyorum, sanat yapmak demek insana inanılmaz bir özgürlük sunar o da saçmalama özgürlüğü- ayağa kalkabilirsiniz. Yatağın yamacından çok da ayrılmadan yapacağınız bir dakikalık sıçramalar, ya da kolları ve ayakları hızlıca sallamak sonrasında sizi daha diri ve zinde hissettirecektir.

Gününüz aydınlık olsun...

Aytül Hasaltun Bozkurt

 



Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, halklara ve inançlara saldıran, nefret suçu ve cinsiyetçi söylemler içeren, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.

Editörün Seçtikleri

Video Galeri

Arşiv

Özgür Gündem Birinci Sayfa

“Binevş”

Cümle Alem

Qırıx


Okurlarla Başbaşa


Medya Diyalog


“Özgür