Mücadeleci kadınlar ‘Fadime’ algısını yıktı

Mücadeleci kadınlar ‘Fadime’ algısını yıktı

Doğu Karadeniz’de yaşayan kadınların güncel hayatın içinde varolurken karşılaştığı başka bir Doğu Karadeniz kadını ana akım bakış açısı ile tanımlanan “Fadime” figürü olsa gerek.

Özellikle, ana akım medyada yer alan popüler televizyon dizilerinde çizilen “Fadime” algısı, çalışan, üreten ancak hiçbir konuda söz sahibi olmayan, sakarlıklar yapan, sürekli olarak gülme objesi haline getirilen, iş bilmez, vasat bir kadın. Doğu Karadenizli kadınlar, ana akımın “Fadime” denilince akla gelen bu figürünü üretimleri ile ortadan kaldırabilecek bile olsalar,  bu çabaları pek de görünür değil.

Dahası, Karadeniz müziğinin en şenlikli dönemlerinde kemençesi ile sahnelerde boy gösteren İlknur Yakupoğlu, tulum sesi ile binleri, horona çağıran Filiz İlkay Balta, Elif Yıldırım Leyla Çelik tarafından derlenen Karadeniz’den kadın portlerinin yer aldığı “Maviden yeşile” isimli kitap da  ana akımın oluşturmaya çalıştığı “Fadime” algısını kıramadı.

‘Halkız biz’

İddia ediyorum ki, bu sinik, ezik iş bilmez, hiçbir şeyden anlamaz zavallı kadın “Fadime” algısını, geçtiğimiz yaz Karadeniz yaylalarını birleştirmesi planlanan Yeşil Yol’a karşı başlattığı direniş ile Havva Ana kırdı. Gerçek adı Rabiza Özcan olan Havva Ana’nın sopası ile birlikte iş makinalarının önüne çıkıp “Bizim derelerimizi sattı, denizlerimiz satıldı, şimdi dağlarımızı satmasın. Biz çapulcu değiliz. Devlet biziz, hakim de biziz, hükümet de biziz. Halkız biz” diyerek ettiği isyan Doğu Karadeniz kadının kimliğini ortaya koydu.

Artvin’in mücadelesi Türkiye’nin oldu

Elbette Havva Ana örneği Doğu Karadeniz’in doğa savunmasındaki tek “cesaret” örneği değil. Örneğin Artvin’in en tepesi olarak kabul edilen ve önemli bir doğa beldesi olan Cerattepe’de yapılmak istenen altın arama projesine karşı 20’yi aşkın süredir direnen Yeşil Artvin Derneği’nin kurucusu ve başkanı Neşe Karahan da, ana akımın yaratmaya çalıştığı “Fadime” algısını yerle bir edenlerden. Neşe’nin 10 arkadaşı ile başlattığı altın madenine karşı direniş bugün Türkiye’nin birçok kentine yayıldı ve projenin uzun bir süre askıya alınması sonucunu da getirdi.

‘Derenin sesi ile gel’

Karadenizli kadınların erkeklere oranla doğa savunuculuğunda öncü olmasının bir nedeni doğa ile kurdukları bağ. Karadeniz’de kadınlar doğanın bir parçası değil, doğanın kendisidirler. Doğadayken kendilerini güvende hissedebildikleri gibi tüm üretkenliklerini de doğa ile açığa çıkartabilirler. Henüz çoçukken çay veya fındık bahçelerine varmak için büyükleri tarafından, “Derenin sesi ile gel” diye kurulan bağ, derede yüzme öğrenmeye, derede kına yapmaya, derede balık tutmaya kadar uzanır. İstatistiklere göre Doğu Karadeniz’de yapılmak istenen hidroelektrik santrallerinin sayısı bin 500. Binlerce taş ocağı var. “Turizm” beldesi olacak diye imara açılan dünyaca ünlü Ayder  yaylalarının ekolojik özelliği kaybolmak üzere. Tüm ekolojik yıkımlara karşı, Doğu Karadenizli kadınlar kahvelerde oturan erkekleri, doğa savunuculuğuna çağırırken, sizce de popüler algının ortaya koyduğu “Fadime”yle de karşı karşıya gelmiyor mu?

Evrim Kepenek

 



Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, halklara ve inançlara saldıran, nefret suçu ve cinsiyetçi söylemler içeren, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.

Editörün Seçtikleri

Video Galeri

Arşiv

Özgür Gündem Birinci Sayfa

“Binevş”

Cümle Alem

Qırıx


Okurlarla Başbaşa


Medya Diyalog


“Özgür