Kara kış kadınların baharına döndü

Kara kış kadınların baharına döndü

Kadınların büyük bir hınçla söküp attıkları kara çarşaflar, devrimsel bir hamle aslında. Sıradan bir eylem olarak algılanması tarihte eşsiz direniş pratiği sergileyen kadınlara kocaman bir haksızlık olacaktır. Aksine operasyonlar boyunca tekrarlanan bu kareler, direniş geleneğinin sindiği topraklardan direnişe kadınca bir sahip çıkıştır

Aralıksız süren 73 günlük bir operasyon sonrası Minbic kenti DAİŞ çetelerinden temizlenerek özgürleştirildi. Kentin özgürleştirilmesi operasyonları esnasında şüphesiz ki, özgürlük tutkusunu en derinden yaşayanlar ve yansıtanlar kadınlar oldu.

Köleliğin “kendi topraklarında” bir dönem itibari ile vuku bulup sona erdiğini savunanları ve inananları esefle kınayarak yazıyorum.

Sözümona ve resmi tarihe göre MÖ. 3200 ve MS. 476  yılları arasında yaşanmış ve bitmiş kölelik. Yaş itibariyle nasıl başladığını bilemem; ama bitmediğine kaniyim. Modern hatta post modern kölelerin ayyuka halinde arz-ı endam ettiği bir dem bu.

Köken olarak “mülkü olmayan” anlamına ya da Arapça’daki “abid” kelimesine denk gelen kölelik, bir sıfat gibi yakıştırılmaya çalışılmış bu topraklara. Çokça rastlanılan Abdurrahman, Abdülkerim gibi isimler, tanrının sıfatlarının önüne getirilmesiyle insanlar, rahmanın kölesi, kerimin kölesine dönüşüyor bir anda. Aslında böylesi bir dönüşüm oğul anlamını da karşılıyor. Rahmanın oğlu, kerimin oğlu gibisinden... Bari öyle kalsaydı da kadınlar kölelikten yırtsaydı. Ama maalesef paylarına köleliğin en katmerli hali düşmüş, düşüyor. Ya da düşüyordu.

Bu topraklara ısrarla yakıştırılan  kölelik olgusu, ardı ardına darbeler alıyor bugünlerde. Kapitalizmin modern kölelerini görmezden gelenlerin ‘Ortadoğu’ya yine miyop ve şarkiyatçı bakış halleri kırılıyor.

Direniş atakları

Özgürleşmeye meyilli bir toplumsal atağın orta yerindeyim. Bu coğrafyaların havasından mıdır, suyundan mı bilinmez; kölelik dayatmalarına karşı özgürlük ve direniş atakları tükenmemiş hala. Hep bir yenisi daha... Geçtiğimiz günlerde ezilen halklar açısından bir dönüm noktası olan Rojava Devrimi’nin yıldönümü kutlandı. Kutlamaların coşkusu arasında, 12 Ağustos tarihinde saatlerin 17:05’i gösterdiği esnada kadınca bir melodi duyuldu. Bu kez Minbic’den yükseldi sesler...

Devrimin değirmenine su...

Minbic’de elde edilen yeni bir zaferle, 4 yılını geride bırakan özgürleştirme efsanesine kalın puntolarla çok sayıda anekdot yazıldı... Devrimin değirmenine gürül gürül su taşıyan Minbic’i özgürleştirme operasyonunda da sembol olacak birçok ilginç görüntüye hüzünlendiren, güldüren kareler eklendi.Bir kadın devrimi olarak adlandırılan Rojava Devrimi’nde bu nitelendirmeye binaen Minbic’de kadınlar tarafından atılan, yakılan kara çarşafların, peçelerin yer aldığı karelerin sembol olduğunu düşünüyorum. Bin yıllardır süregelen, dönem dönem yeni kılıflarla sunulan köleci zihniyete atılan okkalı bir tokat sahnesi geliyor aklıma, toprak üzerine atılan kara çarşafları görünce.

 

Abidlikten isyana...

Abid olunmaya bir itiraz hali bu. Abidlikten isyana giden bir huzur hali hatta. İsyan rengi olan kırmızıya atılan siyah bir efekt ya da. Kimsenin ‘oğlu’ olmak istemeyen kadınların özgürlüğün kucağına kaçışı. Fransız Devrimi’nde bir elinde silah, diğer elinde bayraklarla yıkıntıların arasından heybetle yürüyen Jean D’arc’ın fotoğraflarını görmüşçesine heyecanlanıyorum.

Zılgıtlarla isyana durdular

Kadının bırakın adı, varlığının sayılmadığı bu topraklarda ‘kara yazı’ olarak belletilen kara çarşafların yerlere atıldığı sahnelere ardı ardına övgü dizesim geliyor. Nazım Hikmet’in ‘sofrada yeri öküzden sonra gelen’ olarak tanımladığı kadının buralardaki yeri, kamyon kasalarına sıkıştırılmış eşyalara eşdeğer tutuluyordu. Hatta çoğu zaman hayvanların arasına sıkışmış kadınların gözleri ile karşılaşınca trafikte, bizim ‘tüh’ deyip lanet okumanın ötesine geçti kadınlar; “ti li li li” deyip isyana durdular.

Ulrike edası...

Bak şimdi de Ulrike Meinhoff geçti aklımdan: ‘Üzgün olmaktansa öfkeli olmayı yeğlerim’ sözleri ile birlikte... Buradaki kadınlara yüklenen kölelik paletine aradan geçen uzun yılların ekledikleri de düşünülür ve son olarak buna soysuzlar çetesinin uyguladığı vahşet de eklenirse, kadınların çektikleri acıların ne menem bir hal aldığı tahmin edilebilir. Tahmin edilebilir diyorum, zira anlamak epey meşakkatli olur. İşte bizim mevzu bahis fotoğraf ve aynı zamanda yaşam karesi, çektikleri acılar nedeniyle bir hayli üzgün olan kadınların öfke patlaması. Bu bir Meinhoff edası.

Özgürlüğe nefes...

Kendi topraklarında huruç ettirilen, göçmen olan kadınların ruhunun bırakalım göçmeyi, hatta  isyan kuşanıp geri geldiğini görüyorum.

DAİŞ çetelerinin zulmü altında 2 yıl geçiren kadınların, bölgede elde edilen askeri zaferi toplumsal inşa zaferine götüreceğine dair şüphe yok.

Güvenli alanlara ulaştıklarında sigaralarından çektikleri nefesleri, parmaklarına yansıyan zafer işareti ile destekler gibiler.

Kış bitiyor

Kadınların büyük bir hınçla söküp attıkları kara çarşaflar, devrimsel bir hamle aslında. Sıradan bir eylem olarak algılanması tarihte eşsiz direniş pratiği sergileyen kadınlara kocaman bir haksızlık olacaktır. Aksine operasyonlar boyunca tekrarlanan bu kareler, direniş geleneğinin sindiği topraklardan direnişe kadınca bir sahip çıkıştır. Dayatılan kadın soykırımı ve marjinalleştirme politikalarına demokratik federalizm çatısı altında Newroz tadında bir mücadele eklenecek. Minbic , Asûrî, Sami, Roma, Osmanlı ve daha başka birçok medeniyete ev sahipliği yapmış kale gibi bir kent. Farklı dillerde ve dönemlerde farklı anlamlara gelen Minbic isminin kökeni Aramice ‘Mnbg’ olup ‘bahar tarafı’ anlamına geliyor. Ana tanrıçaların doğduğu bu verimli topraklara dayatılan ‘kara kış’ kadınların eliyle bahara dönüşecek artık.

Umut Şerzan

 



↳Son Güncelleme: 15 Ağustos 2016 11:21

Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, halklara ve inançlara saldıran, nefret suçu ve cinsiyetçi söylemler içeren, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.

Editörün Seçtikleri

Video Galeri

Arşiv

Özgür Gündem Birinci Sayfa

“Binevş”

Cümle Alem

Qırıx


Okurlarla Başbaşa


Medya Diyalog


“Özgür