Fırat kadar asi kadın: Nûda

Fırat kadar asi kadın:  Nûda

Bir yolculuğa çıkmak ister misin? Bir genç kadının, gönlüne sır olmuş bir hikayeye doğru? Korkma yolculuk yormaz seni. Bu, aslı çok uzun olan söze döküldükçe kısalan bir yolun hikayesi. Vicdanlarımızın altında ezilmiş, un ufak olmuş yanık kemiklerin hikayesi...

Arabayla değil, duygularla kat edilir bu yol. Hazırla kendini, karşına çıkacak her kahramanla kuracağın diyaloglara. Hazırla kendini, bu hikayede baş karakter olmak isteyen canavarlarla gireceğin savaşa. Hazır değilse eğer yüreğin ve benliğin; dehşetle bakakalırsın etrafına. Ya da gafletle düşersin Cudi’nin uçurumlarından aşağılara, karanlıklara...

Aç, her zaman sürgülü olan gönül kapılarını. O kapalıyken yaşananlar, tümüyle dolsun zihnine, yüreğine. Çek içine, o biraz moloz, hafif kan, ağırlıkta yanık et kokan rayihayı. Yapay çiçek koklamaya alışkın yüreğin bulanabilir belki. Merak etme, bu koku yabancın değildir. Daha derin koklasan alacaksın sen de; iki yüz canın yakılmadan önceki reyhan kokularını, bu kokular cümbüşü içinde.

Evet bu mahalle aylar önce reyhan kokardı. Sokakları, genç kahkahalarla çınlar; devrim türküleriyle halaya dururdu gökyüzü ve yıldızlar. Küçük çocuklar abla ve abilerinin gözlerinin içine bakar, belki de göremeyecekleri yaşları için birer kahraman ararlardı. Tüm çocuklar da bilirdi ki bu kahramanlar, yüreklerini çıplak olan tek yerlerinde gözlerinde taşıdılar. Baktın mı onlardan birinin gözüne -ama en derine-, parlıyorsa kanında bir çirûsk sırrı bulmuşsundur. O’dur ileride adını alacağın, tekrar kendinde yaratacağın ve sonsuzluğa taşıyacağın kahramanın...

Bir yere daha uğramalıyız seninle birlikte, bu hikayede. Yakılmış evlerin bulunduğu mahalleleri hiç görmemişsen eğer, açabilirsin artık emrinden çıkmayan zihninin ekranlarını. Hatırlatsın belki; o sanal ve seni hiç etkilememiş olan DAİŞ vahşetinin yerle bir ettiği Şengal ve Kobanê’yi.

Son duraktayız. Cudî Mahallesi’nde. Nuh’un demir attığı dağdan adını alan bu mahallenin girişinde üç katı yıkılmış, kırmızı bir ev vardır. Yoksa eğer kapısında panzer, hedef almıyorsa şimdi tanklar; girmeliyiz hemen içeri. O moloz yığınlarının kapladığı bodrumda; orta boylu, gözleri yıldız, esmer bir genç kadın karşılayacak bizi. Saçları Riha’nın başak tarlalarını andıran bu kadına sarılınca göreceksin O’nda Hilvan’ın anız yakılmış ovalarının rengini. “Ben Nûda’nın ardılıyım” diye tanıtacak kendini. “Belki başka zamanlarda doğduk bu yaşama, ama aynı yerde -Botan’da- eriyip karışıyoruz yoldaşlarımıza. Biliyoruz Nûda, Elefterya gibi eriyecek, gülüşü kalacak bir tek, yanık kemiklerde ve küçük hafızalarda. Ne kadar çok hafızaya sığmaz, taşarsa, o kadar çok yeşerecek, bu alev alev yanan bodrumlarda...

Nûda, ülkesinde intijam yeminleri ederek büyüyen çocuklar gibi 90’lı yıllarda, güneşin ateşiyle arınmış “esmer topraklarda”, mücadelenin tohumlarının ilk atıldığı Hilvan’da açtı gözlerini; ihanet ve direnişin atbaşı gittiği dünyaya. Sömürgecilerin okullarında okudu, anadilinden uzak yaşamaya zorladı onu, emperyalistlerin kirli oyunlarına alet olmuş tüm yakın çevresi. Nereye baksa kendisinin olmayan bir kimlik, nereden tutsa; köleliğin aşınmış ipleriyle bağlanmış olduğu bir YAŞAM. Lise bitinceye kadar kaldığı Hilvan’da tanışamadı kimliğiyle ne de hayalleriyle. Özünü aramaya doğru yola çıktı İzmir’e. Aslında Nûda’nın hikayesi biraz da Şehit Beritan’a benzer. Onun gibi Nûda da üniversite yollarından özgürlük yollarına akmıştır. Bu yolu tanıdıktan sonra (2013) hiçbir şey tutamadı Nûda’yı. O artık halkı için savaşacak, cesaretiyle tanınan büyük bir savaşçı olacaktı. Ülkenin dört bir yanında kendini geliştirmek için hırslanacak; savaştıkça çelikleşecekti. O, Cizîr’in yanan bodrumlarında ölümsüzleşecekti.

Evet, asıl hikaye O’dur. Nûda... Yanan iki yüz cana rehber olmuş, yoldaş olmuş; umut kokan elleriyle yaralarını sarmış, reyhan kokan nefesiyle acılarını azaltmış olan Nûda... Hilvan’ın bağrından Cudî’ye doğru esmer bir kızıllıkla akan bir su olmuştur Nûda... Gücünü güneşin doğduğu topraklardan, asiliğini Fırat’tan alan Nûda... Van Gölü kadar sakin Nûda’nın, Fırat kadar asi olan ardılı; Nûda...

Cizîr bodrumlarında katledilen Muazzez Moğul (Nûda Elefterya) anısına


* Elbistan E Tipi Kadın Kapalı Cezaevi Sara Erol*



Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, halklara ve inançlara saldıran, nefret suçu ve cinsiyetçi söylemler içeren, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.

Editörün Seçtikleri

Video Galeri

Arşiv

Özgür Gündem Birinci Sayfa

“Binevş”

Cümle Alem

Qırıx


Okurlarla Başbaşa


Medya Diyalog


“Özgür