Dolaşım sistemi hastalıkları

Dolaşım sistemi hastalıkları

Bedenimiz çok iyi düzenlenmiş bir işbölümü ile çalışır. Temel amaç bedenin hareketinin, canlılığının sağlanmasıdır. İki temel iş bölümünden söz edebiliriz. Her iki işbölümü de canlılığı sürdürmek için zorunludur. Biri aksadığında yaşam zorlaşır ya da olanaksızlaşır

Bedenimiz çok iyi düzenlenmiş bir işbölümü ile çalışır. Temel amaç bedenin hareketinin, canlılığının sağlanmasıdır. İki temel iş bölümünden söz edebiliriz. Birincisi bedeni dış tehlikelerden koruyacak ve canlılığını sürdürmesi için gerekli şeyleri edinebileceği sistemleri içeren işbölümüdür. Duyu organlarımız, hareket sistemimiz ve sinir sistemimizin önemli bölümü bu işbölümü içinde yer alır. İkinci işbölümü ise dışarıdan alınan bu maddelerin kullanılabilir hale getirildiği, ilgili bölümlere ulaştırıldığı ve kullanıldıktan sonra atılabilir maddelere dönüştürüldüğü, bedenin kendi canlılığını sürdürmeyi daha çok öncelediği iş bölümüdür. Ama her iki işbölümü de canlılığı sürdürmek için zorunludur. Biri aksadığında yaşam zorlaşır ya da olanaksızlaşır.

Dolaşım sistemi ikinci işbölümü içinde yer alır. Vücuda alınan ya da vücut tarafından üretilen maddelerin, alındıkları, üretildikleri yerden alınmalarını, ilgili dokulara vücut bölümlerine taşınmalarını, buralarda kullanıldıktan sonra ortaya çıkan atık ürünlerin boşaltma organlarına taşınmaları işini yapar. Dolaşım sisteminin temel iki organı var. Kalp ve damarlar. Kalp ve damarlar bu taşıma işini kan içinde kanda varolan hücre ya da protein gibi yapılar aracılığıyla yapar.

Genel olarak sindirim sistemiyle besin ve su, solunum sistemi ile oksijen, su ve havadaki azot hidrojen gibi maddeleri alırız. Bu maddeler insan vücuduna uygun hale getirildikten sonra kılcal toplardamarlarla toplanır, daha büyük ve ana toplardamarlarla taşınarak sağ kalbe gelir. Sağ kalp bu kanı karbondioksitten temizlenmesi için akciğerlere gönderir. Akciğerlerde oksijenlenen kan sol kalbe pompalanır. Sol kalp bu besinleri ve akciğere gidip oksijenlenerek temizlenmiş kanı vücudumuzun tüm organlarına ve dokularına taşır. Hepsi ihtiyacı olanı alır, kullanır atıklarını toplar damarlarla yine dolaşıma sokar. Kalbe gelen atıklar kalp tarafından atardamarlara pompalanır ve arıtma organları olan böbreklere gelir. Burada atıklar kandan süzülür ve temizlenmiş kan toplardamarlarla yeniden kalbe taşınır. Ayrı ayrı anlatmamıza rağmen her dolaşımda bunları buluruz. Hepsi bir denge içinde çalışır.

Kalp bu dolaşımı sağlayan motor durumundadır. Kendi çalışması da diğer doku ve organlarda olduğu gibi sol kalpten gelen besin ve oksijeni kullanarak olur. Ortaya çıkan atık ürünler de kalp toplardamarlarıyla büyük toplardamarlara aktarılır. Bu nedenle kalp kendi çalışma düzeninin bozulmasından ve ortaya çıkan damar hastalıklarından etkilenir. Kalbin çalışmasının bozulması, yukarıda anlattığımız görevlerin bozulmasına dolayısı ile tüm vücudun etkilendiği rahatsızlıklara yol açar. Tedavi edilmediği durumlarda diğer organlarda da kalıcı hastalıklara yol açabilirler.

Kalp atımlarını biz nabız olarak hissederiz. Nabız, sol kalbin kasılarak atardamarlara gönderdiği kanın yarattığı gerilimin-basıncın parmak uçlarıyla vurup kaçma olarak hissedilmesidir. Atardamarların yüzeyden geçtiği yerlerde nabız alabiliriz. Özellikle eklemlerin iç yüzleri nabızların alındığı yerlerdir. Koltukaltı, dirsek önyüzü, el bileği iç yüzünde, boyunda gırtlağın her iki yanında, kasıklarda, diz arkasında ayak bileği içyüzünde nabız alabiliriz. Sol elimizin iç yüzünü bedeninize çevirin. Baş parmağımız yukarıda olacaktır. Sağ elimizin iki, üç ve dördüncü parmaklarını, sol el bileğimizin üst kısmına yerleştirelim.  Hissettiğimiz vurup kaçmaya nabız diyoruz. Bu vurup kaçmayı vücudumuzun yukarıda saydığım, atardamarların yüzeyden geçtiği yerlerde de hissetmeye çalışalım. Nabız yani kalp atımı normal olarak dakikada altmış ve yüz arasındadır. Bundan az olan ya da çok olan atımlar kalp ritim hastalığı olarak düşünülmelidir. Uykusuzluk, fazla çay, sigara ve kahve alımı da kalp atım sayısının fazlalaşmasına ve ritminin  bozulmasına yol açabilir. Bu nedenle sigarayı bırakmalı, çay ve kahveyi de sınırlı miktarlarda içmeliyiz. Uzun süre spor yapmış kişilerde kalp atım sayısı, nabız dakikada altmıştan az olabilir. Bu kişiler doktora mutlaka spor yaptıklarını söylemelidirler.

Çay, kahve ve sigaraya dikkat!

Nabız düzenli olarak alınır. Birbiri ardına düzenli biçimde hissedilir. Düzensizliğin hissedilmesi  önemlidir. Kalp ritim bozukluğu akla gelmelidir. Nefes almak kalp ritmini etkiler. Ritim bozulmasının nefes alırken olup olmadığına dikkat edilmelidir. Ritim bozukluğu olduğunda kalpte de çarpıntı hissedilebilir. Normalde kalbimizin çarptığını hissetmeyiz. Çay, sigara, kahve de çarpıntıya yol açabilir. Çarpıntı olduğunda nabza bakılmalı ve olanak varsa bir EKG çektirilmelidir. Eğer ritim bozukluğu varsa, mutlaka tedavi edilmelidir. Çektirdiğimiz EKG’leri atmayalım. Özellikle bir hastalık gösterenler varsa onları mutlaka yanımızda sağlık karnemizde taşıyalım. Hastalığın teşhis edildiği bu EKG’ler daha sonra hastalığın değerlendirilmesinde çok yol gösterici olmaktadır.

Nabzın alınmadığında hemen yukarıda saydığımız damar noktalarında da nabız alınıp alınmadığına bakmalıyız. Eğer tek bir odakta nabız alınmıyor, diğer odaklarda alınıyorsa, bu durumda nabız alınmayan atardamarın yukarısında damar tıkanıklığı düşünülür. Ama tüm diğer odaklarda da nabız alınmıyorsa o zaman kalbin güçlü kan pompalamadığı düşünülür ve akla kalp hastalığı gelir. Bu hastalıkları ilerleyen sayılarda sırayla inceleyeceğiz.

Kalbin vuruşunu da dokunarak hissederiz. Nabız alınmadığında bakacağımız yerlerden biri de kalp bölgesidir. Bunun için iman tahtası kemiğinin alt ucunu bulalım. Bunun 4 parmak soluna ve 2-3 parmak yukarısına elimizi koyduğumuzda kalp atışımızı hissederiz. Kalp atışını heyecanlandığımızda, çok hareket ettiğimizde-koştuğumuzda da hissederiz. Bunun nedeni kalbin alıştığından daha fazla çalışmaya başlamasıdır. Sevgi ve aşkın kalple sembolize edilmesinin nedeni, bu duyguların yarattığı heyecan etkisiyle kalp atışlarının hissedilmesidir.

Dr. Selma Güngör

 



Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, halklara ve inançlara saldıran, nefret suçu ve cinsiyetçi söylemler içeren, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.

Editörün Seçtikleri

Video Galeri

Arşiv

Özgür Gündem Birinci Sayfa

“Binevş”

Cümle Alem

Qırıx


Okurlarla Başbaşa


Medya Diyalog


“Özgür