Êzidî kadınlar Şengal’de özgürce yaşayacak

Êzidî kadınlar Şengal’de özgürce yaşayacak

3 Ağustos 2014’te Êzidî halkı, 73. Ferman ile karşı karşıya kaldı. Tarihsel olarak Mezopotamya’nın en eski kadim halkı olan Êzidîler, günümüze kadar var oluşlarını direnişleri ile sağlayabilmiş ve son yüzyıla da büyük sıkıntılar ile zorbela bir azınlık halk olarak gelebilmişlerdi.

Êzidî halkının İslam saldırılarına maruz kalmasının elbette derin bir tarihselliği var. Zerdeştilik, Êzidîlik, Alevilik, Yarsanilik, sürekli olarak şeriat İslamının yani devletçi-sultancı iktadar İslamının hedefi olmuştur. Bunun en saf açıklaması; Êzidîliğin iktidar İslamına tezat yaşam anlayışına sahip olmasıdır. Bu yaşamsal farklılık, egemenlerin bu topluma karşı nefret, teşhir söylemini geliştirmesini ve böyle bir algı yaratılmasını beraberinde getirmiştir.

Êzidîliğin özü Zerdeştiliğe dayanır. Zerdeştliğin özü eşitliği, özgürlüğü, kadın ile yoldaşlığı, doğa ile dost bir yaşamı esas alır. Mülkiyetçiliğe, bireyseliğe kapalı komünal bir din, kültür yapısına sahip olma özelliği vardır. Özü ile sözünün bir olması, yalan dolandan uzak durulması, emeğe dayalı bir yaşamın kıymetli görülmesi, bugüne kadar da süregelen karakteristik özelliklerinden olmuştur.

Zerdeştilik en fazla da kadına yaklaşımındaki eşitlik olgusu ile tüm dinlerden ayrılır. Kadının toplumdaki özgür, serbest duruşu direngenliğini artırır. Kültürel olarak devamlılık kadın kültürü etrafında toplanır ve yayılır. İslam gerçeğinde özellikle Hz. Muhammed’in ölümü ile gelişen iktidar ve rant kavgalarında İslamlaşma sürekli elinde kılıç ve kanlı muhabereler eşliğinde önce birbirlerine sonra kendilerinden farklı olanlara karşı hep seferler düzenleyerek gelişim gösterme istemi söz konusudur. En fazla da saldırılan husus Zerdüşti dinlerin komünal yaşamına olmuştur. Devletçi, iktidarcı İslam’da erkek egemen karakterin, cinsiyetçiliğin son derece hortladığı tüm ayet ve hadislerin erkek bakış açısı ile yorumlandığı herkesçe bilinmektedir. Dolayısı ile Zerdeştliğin, Êzidîliğin kadına, doğaya değer veren bir din olması, hala varlığını sürdürmesi devletçi, iktidarcı İslamın saldırılarının da sürekli üzerinde olması anlamına gelmektedir.

3 Ağustos ile Êzidî halkının soykırımdan geçirilmesi, binlerce kadına tecavüz edilmesi, Müslümanlaştırılıp köleleştirilmesinin altında yatan tarihsel, sosyolojik gerçeklikleri bu noktada daha derinlikli aramak gerekir. Yaşananlar sadece güncel olarak İslamın en gerici faşist-çeteci bir örgütün devlet kurma istemi ile sınırlı değildir. Yeryüzünde belli bir coğrafyada sınırlı sayıda kalmış farklı bir din, kültüre sahip en eski bir toplumun toptan yok edilmesi hedeflenmiştir.

Burada Êzidî kadınların yaşadıkları ise 21. yüzyıl kapitalist modernitenin en aşağılık, utanç verici yüzünü oluşturmaktadır. Ancak yapılmak istenen tekleştirme, köleleştirme egemen erkek mantığı içinde anlaşılmaktadır. Müslümanlığı kabul etmeyen Êzidî kadınlar diri diri yakılmışlardır. Köleleştirilenlere her türlü faşizan erkek kültürü ile tecavüz reva görülmüştür. KDP ise DAİŞ saldırıları karşısında Şengal’i bırakarak kendi rengini belli etti. KDP de esasında Sunni İslamın devletçi, cinsiyetçi, dinci, milliyetçi yüzünü bu tavrı ile göstermiş oldu. Esasında KDP de Êzidî dinine, kültürüne karşı hiçbir zaman saygılı olmadı. Bu toplumun özgücü, iradesi, özsavunmasının gerçekleştirilmesine izin verilmedi. Her fırsatta Êzidî toplumunu aşağılama politikalarını amansızca gerçekleştirdi. Şengal Êzidîleri, sürekli olarak yoksulluk, fakirlik içinde eğitimsiz ve her türlü sosyal hizmetten yoksun bırakılmıştı. Bu hali ile Êzidî halkı katliamlara, soykırımlara sürekli açık tutuldu. 3 Ağustos 2014 öncesi de KDP’nin Êzidî politikası tamamı ile buradaki halkımızı güdümleştirmeye, savunmasız bırakılmasına dayanıyordu. 3 Ağustos sonrası ise bir yanda soykırımlar sürerken, diğer yanda göç sonrası dağılan Êzidî halkına karşı bu kez asimilasyona ve kendi dininden, geleneklerinden uzaklaştırmaya dayalı bir politika izlenmek istenmiştir. PKK gerillalarının, özgürlük hareketinin Êzidî Kürtlere ve kadınlara sahip çıkması Êzidî halkımız hem soykırımdan hem de asimilasyon politikalarından kurtarmıştır. Özgürlük hareketimiz, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, Êzidî halkı için en büyük umut olmuştur.

Êzidîlerin 73 Fermanı’nda Kürt kadın gerillalar da DAİŞ zulmüne karşı büyük bir direniş gösterdi. Dünyanın en kadim halklarından birinin korunması aynı zamanda bu dine özgü kadın özgürlük kültürünün de korunması anlamına geliyordu. Êzidî toplumunu korumak özünde kendini, kadın özünü, özgürlüğünü korumaktı. Kadın gerillalar Şengal’de, Kobanê’de, Rojava’da, Kerkük’te DAİŞ’e karşı savaşırken herkesten daha fazla bu hakikatin farkında oldular. DAİŞ saldırılarının sadece bölgedeki halklara karşı değil en fazla da özgürleşen, özgürleşmek isteyen kadınlara olduğunu yakıcı olarak tüm benliklerinde hissettiler. DAİŞ’e karşı fedai kadın duruşunun Arîn Mirkan’da sembolleşmesi işte bu gerçeğe dayanmaktadır. Kadınların özgürlüğünü de hedef alan bu faşist çete yaşamın tüm renklerini, farklılıkları, özgürlükleri hedeflemiştir. Ancak kadın özgürlük mücadelemiz, kadın özgürlüğü ile donatılmış sosyalist mücadelemiz bu vahşi saldırıları boşa çıkarmış ve halkı korumuştur.

Bugün Şengal, özgürleşen kadın ve erkeklerin etrafında yeniden yaratılıyor. 73 Fermanı’n boşa çıkartılması başarılmışken buna ek burada yeni ve özgür bir yaşamın temelleri yeniden atılıyor. Êzidî kadınları kendi tarihlerinde hiç olmadığı kadar bir gelişmeyi yaşıyorlar. Bu gelişme daha da büyecek ve faşizmin inadına göklerde yıldız misali parlayacaktır.

Besê Erzincan



Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, halklara ve inançlara saldıran, nefret suçu ve cinsiyetçi söylemler içeren, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.

Editörün Seçtikleri

Video Galeri

Arşiv

Özgür Gündem Birinci Sayfa

“Binevş”

Cümle Alem

Qırıx


Okurlarla Başbaşa


Medya Diyalog


“Özgür