Süleyman Öğretmen’in anıları ve değerleri yaşatılacak

Süleyman Öğretmen’in anıları ve değerleri yaşatılacak

Nedim Türfent*

Ülkede startı verilen savaş sürecinin protesto edildiği bir basın açıklamasını takip ettikten sonra, büromuzun yolunu tuttum. Ajansımızın sitesini açtım ve ekranda “Son dakika: Suruç’ta patlama” haberiyle beyin hücrelerim ve kalbimden vurulmuşa döndüm. O gün Suruç’a giden Kobanê aşıklarından birinin de Süleyman Aksu (26) olduğunu biliyordum. Bir yıldır asla tarifini etmede muvaffak olmadığım o duyguları hala anlatamazken o şok edici, sarsıcı anda ilk olarak telefonu elime alıp onu aramak olmuştu. “Aradığınız kişiye şu anda ulaşılamıyor” sözleriyle “mümkün değil...” ile anlatılabilecek bir duygu patlaması yaşadım. Tüm hayatım boyunca en yakınında duran ve son 10 yılının belki de her anını beraber devirdiğim arkadaşımın artık olmayacağını büyük bir acıyla idrak etmek zorunda kaldım. Akabinde bir anda kendimi Kudret Ana’nın kapısında buldum. Göz yaşları çoktan akmış, evin önü matem rengine bürünmüştü. Ortada henüz bir belirsizlik vardı. Herkesin bir “umudu” vardı. Ancak korkulan olmuştu. Sonraki gün gazetecilik hayatımın en zorlu haberini takip etmek durumunda kaldım. Bir parçamı toprağa vermenin anları! Herkes tanık oldu o gün; öğretmen-öğrenciler, idareci-memurlar, çocuklar-anneler ve koca bir hüzün seli. Öğrenciler hepten göz yaşı döküyor ve “Hocam senin dersini anladık” dövizini göğüslemişlerdi.

Bir birine karışan feryat, hıçkırık ve anaların yürek burkan ağıtları arasında cenaze töreninin sonunda herkes ayrılınca, makinelerimi mezar toprağına bırakıp af diledim, Süleyman’dan! Neden af diledim? Süleyman Suruç’a gitmeden önce büroya yanıma geldi. “Sosyalist gençler Kobanê’ye gidecek” dedi ve “Sen de gel kayıt yap beraber gidelim” diye ekledi. Çok konuştuk, tartıştık ama beni ikna edememişti. O hepten gitti. Ama ben kalakaldım. O gün bugündür “Acaba ben gitseydim. O an için az ötede mi olurduk” düşüncesi beynimi kemire kemire durdum. Bu tarifsiz sızı ve sancı hiç eksilmedi.

Neşesini, coşkusunu, çılgın halaylarını esprilerini güler yüzünü, yoldaşlık ruhunu ve hakikat aşkını bir an olsun elden bırakmayan devrimci ve sosyalist kimlik karakterini benliğine nakşeden Süleyman’la yolumuz 2004’te lisede kesişti. Beraber 4 yıl aynı sınıfta ter akıtıp coşkuyla zaman tükettikten sonra ben Hatay MKÜ o ise Adana Çukurova Üniversitesi’ni kazandı. Burada 4 yıl boyunca o beni, ben onu ziyaret ettim. Üniversite yıllarında burada öncü cesur partili devrimci karakterinden ödün vermeyen Süleyman, direngen karakteriyle 4 yıl boyunca halk gerçekliğiyle beraber yaşadı.

Dopdolu geçen 4 yılın sonunda 2012’de beraber mezun olup ikimiz de İngilizce öğretmeni olarak Gever’e döndük. Dönüş sonrası ilk buluşmamızda ona öğretmenlik yapamayacağımı, bunun yerine gazeteci-çevirmen olacağımı söyledim. Hazırcevaplığıyla bana tarihe not düşercesine cevabını verdi: “Bu ülkede gazeteci olursan çok yaşamazsın!”

O, sistemin memuru olmak yerine öğrencilerini savaşa karşı sonsuz- koşulsuz barış, toplumsal bilinç, erdem ve insan değerleri ile donattı. Bunları ve dahası kendi karakterinde yaşamsallaştırarak pratiğe döktü, onlara model oldu. Ondan sonra bir gün öğrencileriyle mezar başında buluştum. İçlerinden biri “Süleyman hoca bizlere ‘No pain no gain’i (Bir bedel olmadan bir kazanım olmaz) öğretti” dedi. Tarih, Süleyman Öğretmen’in bu bedeli canıyla verdiğini not etti. Sayfaların ardına ise bunu asla kabullenemeyen Kudret Ana’yı bıraktı. Ondan sonra beni her gördüğünde gözyaşlarına boğulan Kudret Ana’dan hep kaçar oldum, beni görüp yıkılmasın diye.

Kudret Ana, oğlunu Kobanê’ye götürmek istediği şeker ve oyuncakları ile her perşembe mezarlığa getirir, eline aldığı fotoğrafı ise her cumartesi, kayıplar eylemini getirirdi. Gever’de 2 ayı aşkın süren “Yasağa” rağmen kentten ayrılmayan Kudret Ana, geçen günlerde oğlunun mezarlığına gittiğinde mezarlığın devlet güçlerince tahrip edildiğini görür! Kudret Ana’nın bir de evindeki anıları yok edilmiş. Kapısını kilitli tutardı Süleyman’ın odasının, içinde tüm anıları barındırırdı. O ev de yakıldı. Faili malumunuz. Kudret Ana’ya gözyaşı okutacak bir mezar anıları sonsuzlaştırılacak bir ev bırakmayanlara inat, Süleyman Öğretmen’in değerleri ve anıları hep yaşatılacak.

20 Temmuz Suruç Katliamı’nda yaşamını yitiren 1990 Gever doğumlu İngilizce Öğretmeni Süleyman Aksu için.

*(Dicle Haber Ajansı Muhabiri) Van M Tipi Kapalı Cezaevi / B-9


 



Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, halklara ve inançlara saldıran, nefret suçu ve cinsiyetçi söylemler içeren, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.

Editörün Seçtikleri

Video Galeri

Arşiv

Özgür Gündem Birinci Sayfa

“Binevş”

Cümle Alem

Qırıx


Okurlarla Başbaşa


Medya Diyalog


“Özgür