Rojava’da adım adım Üçüncü Çizgi

Rojava’da adım adım Üçüncü Çizgi

Umut Şerzan / Anha - Rojava’da Temmuz’un 19 ile başlayan devrim nefesi, ezilen dünya halklarına yeniden can verdi. 5’inci yaşına giren devrim mücadelesinin yanı sıra ortaya çıkarılan demokratik sistem, kısa sürede dünya insanlığı için cazibe merkezi olmaya başladı. Bu cazibe merkezinin oluşturulmasında öncü rolü oynayan Kürtler, demokratik bir gelecek inşa ediyor.

Arap kemerinden halkların baharına

Suriye’de 1963 yılında yapılan nüfus sayımından sonra kimlikleri ellerinden alınarak sözüm ona vatansız bırakılan Kürtler, “Arap Kemeri” adı verilen uygulamayla Bakur Kürdistan ile olan sınırdan 50 kilometre uzaklaştırıldı. Ardından Kürt kentlerine büyük koloni seferleri edasıyla on binlerce Arap ailesi yerleştirildi. 150 bini aşkın Kürt bu şekilde göçe zorlandı.

Yıllarca süregelen “Arap Kemeri” politikası ile Suriye’deki Kürtler nefessiz bırakılıp boğulmaya ya da Araplaşarak yaşamaya mahkum edildi.

2011’de Tunus’ta başlayan Halkların Baharı, Tunus, Cezayir, Mısır ve Libya’da iktidarları bir bir alaşağı ederken, halk isyanının yarattığı deprem etkisi yavaş yavaş Suriye’de hissedilmeye başlandı. Hissedilen depremin adı halkların baharıydı ve bu hızlı gelişim kısa zamanda Suriye’ye de sirayet etti.

Halkların baharının etkisiyle Mart 2011’de Suriye’de başlayan sivil barışçıl gösterilerle, on yıllardır böylesi soykırım projelerinin kıskacında kalan Kürtler, adeta bu gidişata dur demek istercesine harekete geçtiler. Kürtlerin Suriye’deki siyasal varlığını bir türlü kabul etmeyen ağırlıklı Arap kimliğe karşı ‘Üçüncü Çizgi’ adıyla bir demokrasi hamlesine başladılar.

Rojava kentlerinde Arap kemerinden halkarın baharına hatta Kürtlerin baharına giden isyan dolu görüntüler vuku buldu. Adım adım ilerledikleri bu yolda, Kürtlerin güzergahları özerkliğe varmaya başladı. Takvimler 2012 yılının Temmuz ayının 19’unu gösterdiğinde Kobanê’de Kürtler özgürlük meşalesinin ilk kıvılcımını çaktı.

19 Temmuz 2012: Bir devrim tarihi

Baas rejiminin Kürtlere karşı uyguladığı ırkçı politikalar ve 2004’te Qamişlo’da Kürtlere karşı geliştirilen katliamın ardından örgütlenme arayışlarını derinleştiren Kürtler, ilk olarak Kobanê’de Baas rejimine duydukları öfkeyi kusarcasına el konulmuş olan topraklarını geri aldı. Yıllarca rejim tarafından gaspedilmiş topraklarını yılın ilk aylarından itibaren rejimden geri alan Kobanê halkı, 19 Temmuz 2012, saat 01.00’de devrimin çeliğine ilk kez buradan su vermiş oldu.

O gece ilk olarak şehrin çıkış yolu üzerinde bulunan rejime ait tütün mamullerinin bulunduğu satış noktasına el konuldu. Aylar öncesinde kuruluş hazırlıklarına başlanan ve adı sonradan sıkça anılacak olan Halk Savunma Birlikleri (YPG) de şehrin giriş ve çıkışlarını kontrol altına aldı. Kobanê’de atağa kalkan halkın vardığı nokta, Rojava Devrimi’nin de şafak vaktiydi.

Kobanê’deki bu özgürlük kıvılcımı kısa sürede Efrîn, Serêkaniyê, Dirbesiyê, Amûdê, Dêrik, Girkê Legê, Tirbespiyê ve Til Temir’e de sıçradı ve buralarda da halk yönetime el koymaya başladı.

Harekete geçen ‘Üçüncü Çizgi’ Rojava topraklarında adım adım gelişirken, her geçen gün ölü sayısının arttığı ve şehirlerin harabeye döndüğü Suriye’deki krizli savaş hali, 2013 yılıyla birlikte yeni bir dönemece girdi.

Bir soysuzlar çetesi olarak örgütlenen DAİŞ, El-Nusra çeteleri Suriye’de varlığını ilan etti. Kürtlerin elde ettiği tüm kazanımlarına karşı cephe olarak sahneye çıka(rtıla)n El-Nusra ve DAİŞ, ilk saldırılarını Rojava’da gerçekleştirdi.

Girê Spî, Rakka, Minbic ve Cerablûs gibi stratejik önemdeki kentler bir bir El-Nusra ve DAİŞ tarafından işgal edildi. Amaç netti; rüştünü ispatlamaya başlayan Rojava’daki devrimin değerlerini ortadan kaldırmaktı.

Tabi ki Kürtlerin özgürlük yürüyüşünden rahatsız olan ve  Kürt karşıtlığı üzerinden politika yürüten Türk devletinin yoğun çabaları ile Rojava’ya dönük kapsamlı saldırılar başladı. 2013 yılının Mart ayında El-Nusra çeteleri, Ceylanpınar üzerinden Türk devletinin denetiminde Serêkaniyê’ye geçerek YPG’ye karşı saldırıları başlattı. YPG ve YPJ ise sergilediği eşsiz direnişle çetelerin amaçlarına ulaşmasına izin vermedi. Çetelerin tüm askeri donanımına karşı kısıtlı bir cephane ile büyük bir inanç ile savaşan YPG/YPJ savaşçıları Serêkaniyê’yi kurtardılar.

Bir direniş efsanesi Kobanê

DAİŞ’in Suriye’de varlığını ilan etmesinin ardından Rojava’yı kıskaca alacak şekilde başlattığı saldırıların en kapsamlısı 15 Eylül 2014’te Kobanê’ye dönük başlattı. Çeteler yanılmıştı, Kobanê’de kırılmaya çalışılan Kürtlerin adı özgürlük savaşçılarının efsanevi direnişi sayesinde tüm dünyaya duyuldu. Artık Ayn-Ereb Kobanê idi. Rojava açısından bir dönüm noktası olan ve 134 gün süren savaşta YPG/YPJ savaşçıları tarafından tarihte eşine az rastlanır direniş sergilendi. Direnişin heybeti dünya genelinde duyulmasıyla birlikte 1 Kasım günü “Dünya Kobanê ile Dayanışma Günü” olarak ilan edildi.

Özgürlük şafağı

Kobanê, sosyalizme, kadın özgürlüğüne dayalı, demokratik konfederalizme dayalı özgürlük ve demokrasi çizgisi tüm dünya halkları açısından da örnek olabilecek bir ideolojik, teorik, politik yaşam duruşunun ifadesiydi. Zaten Kobanê direnişi sadece Kobanê halkının veya Kürtlerin direnişi değildi. Sadece bölge halklarının direnişi olmayı da aşmış; tüm dünya ezilenlerinin, halklarının onur savaşına dönüşmüştü. Kobanê direnişinde 25 Ocak 2015’te elde edilen zafer, Rojava’nın geleceğini de şekillendirirken, bu direnişin ardından geliştirilen hamle ile birlikte Rojava’nın Dêrik’ten Kobanê’nin batısındaki Fırat Nehri’ne kadar uzanan yüzlerce kilometrelik alan 15 Haziran 2015’te Tel Ebyad’ın (Girê Spî) DAİŞ’ten temizlenmesiyle bir özgürlük kuşağına dönüştü. Özgürlük savaşçıları Hol, Şeddadê, Tişrin ve şimdilerde Minbic hamlesi ile elde edilen zaflerler taçlandırılarak Efrîn ve Kobanê Kantonu’nu birleştirmeye yürüyor.

Enternasyonalist savaşçılar

Rojava’da ölümsüzleşen binlerin yürüyüşüne dünya genelinden ateş taşıyıcıları da katıldı. Kobanê’den taşan onur mücadelesi tüm halkları kucaklamak için gelen enternayonalist savaşçılarından yıldızlara uğurlananlar oldu. Sibel Bulut, Halil Aksakal, Oğuz Saruxan, Sinan Sağır, İsmet Şahin, Gunter Helsten, Erik Konstandino Scurfield, Reece Harding, Coşkun İnce, Erkan Altun, Ashley Conston, Emir Kubadi, Ivana Hoffmann, Suphi Nejat Ağırnaslı, John Gallagher, Mahir Arpaçay, Bedrettin Akdeniz, Keith Broomfield, Muhamed Nusen Kerimi ve Emre Aslan, ateş taşıyıcılarına katılan enternasyonalist savaşçılardandı.
 
Komünal yaşamda ısrar

Rojava’da halkların birlikteliğini esas alan alternatif sistem çalışmaları, tüm saldırılara rağmen devrimden sonra daha da hız kazanarak devam etti. Demokratik Toplum Hareketi (TEV-DEM) öncülüğünde başlatılan Rojava genelinde siyasi, ekonomik, sosyal, kültürel, özsavunma, diplomasi, eğitim, hukuk, kadın ve gençlik alanlarında örgütlenmeler hayata geçirildi. Bu çalışmalarda en dikkat çeken yön ise tepeden dikte edilen katı bir hiyerarşi temelinde değil, tabandan başlayan ve halkların yönetime meclisler yoluyla dahil olan bir model olarak örülüyor olması idi. Kentlerin, ilçelerin birçok mahallesinde halk meclisleri kuruldu, Mala Gel örgütlenmesi ile halklar artık bir arada kendi geleceklerini birlikte kurmaya başladı.

Özerklikle açılan özgürlük kapıları

Kasım 2013’te Qamişlo’da gerçekleşen toplantıda 82 üyeli Kurucu Meclis’in ilanının ardından Ocak 2014’te “Demokratik Özerklik” temelinde Cizîre, Efrîn ve Kobanê kantonlarının ilanı gerçekleşti. Kantonların ilanıyla birlikte Suriye’de yıllarca Baas rejiminin izlediği politikalarla soykırımın dayatıldığı Kürtler artık diğer halklarla birlikte devrimi ete kemiğe bürüdü. Her üç kantonun yönetimlerinde de sadece Kürtler değil, Araplar başta olmak üzere diğer halklar da temsiliyetini buldu. Bu şekilde tüm halkları eşit temsiliyet temelinde bir araya getiren sistem, dünya halkları için de örnek bir model oldu.

Demokratik Suriye

Ülkelerin çıkarları doğrultusunda şekillendirmek istedikleri Suriye’nin demokratikleşip demokratikleşmeyeceği Rojava şahsında kendisini gösteriyor. Demokratik Suriye’nin minyatürü olan Rojava’da tüm halkların demokratik bir zeminde temsilini bulması, Suriye’nin geleceğinin şekillenmesi açısından da tek alternatif olarak duruyor. Çok farklı kimliklerin ve dillerin olduğu Suriye’de bu zenginliği bir araya getirecek olan model demokratik bir surye federasyon’u, krizin çözümü noktasında kendisini dayatıyor. Suriye’deki tüm senaryoların çözüm adresi ise kadınlar öncülüğündeki Kürtler olarak duruyor. Kürtsüz bir çözümün Suriye’de mümkün olmadığı açık. İnsanlık değerlerini temsil eden Rojava modeli, Suriye’deki krizin de çözümü noktasında tek alternatif durumunda. Bu yüzden de Suriye’nin demokratikleştirilmesinde Kürtlerin statü, varlık, hak ve özgürlüklerinin tanınması olmazsa olmaz.

Ortak savunma gücü: QSD

2015 yılı aynı zamanda devrimin daha da köklendiği bir yıl oldu. Devrimin savunma gücü olan YPG’nin geliştirdiği bu direniş halklar nezdinde de karşılığını buldu ve Ekim 2015’e gelindiğinde önemli bir gelişme daha yaşandı. Kantonların yönetimlerinden tüm halkların temsiliyeti askeri alana da yansıyarak, ortak bir çatı altında Suriye halklarına karşı savaşan güçlere karşı en başta da DAİŞ’e karşı savaşmayı önüne koyan Demokratik Suriye Güçleri’nin (QSD) ilanı gerçekleşti. YPG’nin de içerisinde bulunduğu bu ortak gücün, Kürtlerin, yanı sıra Arap, Süryani, Asuri ve Türkmenlerden oluşan 13 farklı örgüt yer alırken, QSD’nin önünde demokratik Suriye’nin inşası amacı vardı. QSD’nin ilanının ardından ilk önemli başarı Hesekê’nin güney bölgesinde DAİŞ’e karşı elde edilirken, ikinci başarı Kobanê’nin tüm köylerinin özgürleştirilmesini sağlayan aynı zamanda Teşrin Barajı ve bölgesinin özgürleştirilmesiyle elde edildi. QSD Hol kasabası ve Şeddadê’yi DAİŞ çetelerinden temizlemesi ardından 1 Haziran’da startı verilen Minbic’i özgürleştirme hamlesine öncülük etti.

MSD ile halklar çözüm taşıyor

Suriye’deki çete grupların “muhalefeti bir araya getirme ve çözüm” iddiasıyla toplanan ancak, Rojava halklarının temsilliyetinin çağrılmadığı Riyad Toplantısı’nın gerçekleştiği gün Dêrik’te Rojava’nın tüm temsiliyeti Demokratik Suriye Kongresi’nde bir araya geldi.

Demokratik Suriye’nin inşasının ele alındığı iki günlük toplantının ardından da Suriye halklarının temsilcilerinden oluşan 43 kişiden oluşan Demokratik Suriye Meclisi’nin (MSD) ilanı gerçekleştirildi. Eşbaşkanlık sisteminin de benimsendiği meclis, demokratik Suriye’nin minyatürü olurken, bunun inşası için siyasi mücadeleyi de görev olarak koydu. Demokratik Suriye Meclisi’nin kurulması kararlaştırıldı.

9 Aralık 2015 tarihinde Dêrik’te iki gün boyunca devam eden Demokratik Suriye Kongresi’nde “Suriye krizinin çözümü için hep beraber” şiarıyla meclisleşme kararı alındı. Meclis’in isminin Demokratik Suriye Meclisi olacağı kararlaştırıldı.

Meclisin Demokratik Suriye Güçleri’nin (QSD) Suriye’deki siyasi temsilcisi olduğu belirtildi.

Demokratik federalizm ilanı

Rojava’da kanat çırpan kelebek, Suriye ve Ortadoğu’yu kasıp kavurmak için zamanını iyi değerlendiriyordu. 2011 yılından beri global sömürü ve devletler arası güçlerin güdümündeki savaşa çözüm arayışlarının askeri renkte olmasını savunanların sesi duyulmaya devam ederken, demokratik federalizm ilan edildi. 2012 yılının 19 Temmuz’unda gerçekleşen Rojava Devrimi ardından, demokratik özerklik ilanı ile bölge halklarına unutturulan öz ve ortak yaşam değerleri, yeniden boy vermeye başladı. Aradan geçen 4 yılın ardından her Newroz’da harlanan özgürlük ve demokrasi ateşi 2016 yılında federalizm ile birlikte daha da gürleşti.

Bölgedeki Arap, Türkmen, Kürt, Süryani, Çerkez ve Ermenilerin bir arada yürüttüğü tartışmalarla, süregelen savaşa güçlü bir dur ihtarı yapıldı aslında.

Halklar, bir arada yaşamanın ısrarına imza attılar. Çok renkli karelerin olduğu güçlü bir toplantı bileşimi ile onaylanan Kuzey Suriye Demokratik Federal Sistemi Belge Metni’nin onaylanması, devletlerin dayattığı tekçiliğe çoğulcu bir ses yükselmesiydi. Rojava ve Suriye’de halkların birlikte yaşam ısrarı ile aradan yüzyıllar geçmesine rağmen, kaybetmediği direniş özünü bir kez daha demokratik federalizm projesi ile kendini ortaya koymuş oldu.

Kuzey Suriye Demokratik Federalizm Toplumsal Sözleşme Komitesi’nin Toplumsal Sözleşme yazım çalışamalarını tamamlamasının ardından, Kuzey Suriye Demokratik Federalizm Kurucu Meclisi’nin onayına sunularak kabul edildi. Dêrik’te 27 Haziran’da başlayan ve iki gün süren toplantı yoğun tartışmalar ardından sona erdi. Taslağa son hali verilmek için başlayan toplantıda, sözleşme okundu ve tek tek maddeleri gözden geçirilerek düzeltildi. Şimdilerde halka aktarılan federalizm toplumsal sözleşme taslağı yakın bir süreç içerisinde yapılacak seçimlere hazırlık olacak. Bu yıl Rojava ve Suriye’de ,din, dil, ırk, ulus, cins farklılığı gözetmeksizin tüm halkların birlikte adımlanan yolun, demokratik federalizm ile başarıya ulaşması kaçınılmazdır.

Yarın devam edecek...



Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, halklara ve inançlara saldıran, nefret suçu ve cinsiyetçi söylemler içeren, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.

Editörün Seçtikleri

Video Galeri

Arşiv

Özgür Gündem Birinci Sayfa

“Binevş”

Cümle Alem

Qırıx


Okurlarla Başbaşa


Medya Diyalog


“Özgür