‘Saf kan’ için laboratuvar, kafatası için ‘pergel’

‘Saf kan’ için laboratuvar, kafatası için ‘pergel’

Muhittin CEMİL Ender KARADENİZ

Türkiye’nin başındaki adam şöyle konuştu:

“Bu cibiliyet meselesidir. Orada çıkıyor bir ukala bir şey hazırlıyor. Alman Parlamentosu’na sunuyor. Neymiş, birileri de diyor ki güya Türk... Ne Türk’ü be... Bunların kanının laboratuvar testinden geçmesi lazım”

Almanya’da bir Alman, diğer bir Alman için, “Neymiş birileri de diyor ki güya Alman. Ne Alman’ı be... Bunların kanının laboratuvar testinden geçmesi lazım” dediği an, “ırkçılıktan” hapsi boylar.

Hele bunu örneğin Merkel diyecek olsa, “aklından zoru var” diyerek, hapse değil tımarhaneye atarlar.

“Kanın laboratuvar testinden geçmesi”ni isteyen Saray’daki zat, aşağıdaki “kandaşlarıyla” aynı safta yer almaktadır.

İnternette Erdoğan’ın “kandaşlarından” biri soruyor: (Googldan aynen aktarıyoruz.)

“Esenlikler kandaşlarim.

Bi sorum olcakti.

Kafatasi tam olarak nasil ve neyle ölcülür?

Her öz Türkün kafatasi yapisi aynimidir? Siz ölcdürdünüzmü?

Buraya isterseniz bilgilerinizi de sonabilirsiniz... Bunun üzerine konu bulamadim da..”

Laboratuvardan geçirilmiş olan öteki “kandaşı” da yanıtlıyor:

“Kafatası ölçüsünün 84 ve üstü Türk

Kafatasının antropolojik yapısını belirlemek için ‘antropometri pergeli ile önce kafatasının genişlik ve uzunluk açısı ölçülüyor. Daha sonra çıkan rakamlar yüzle çarpılıp birbirine bölünüyor. Buna göre belirlenen kafatası tipleri şöyle sıralanıyor:

65-75 arası: Dolikosefal (uzun kafatası)

79-84 arası: Mezzosefal (orta yuvarlaklıkta kafatası)

84 ve üstü: Brakisefal (yuvarlak kafatası) (Türk kafatası buymuş MD)

Kandaşım şimdilik bunları derledim. En kısa zaman da daha detaylı bilgi sunmaya çalışacağım.”

Ve bu “ilmi laboratuvar” açıklamasından sonra “kandaşlar” konuşuyor:

Birinci kandaş:

“Haa tamam anladim, kandasim.

Cok sagolun... Deminki soruyu yine sorim..

Bu kafatasi ölcümü normal cetvellede yapilirmi?”

İkinci kandaş:

“Dışarıdan ölçümü alınan kilolu bir insanın kafatası ölçümleri, kilo verdikten sonra değişebilir...

Bu nedenle ‘’Kuru Kafa’’ denilen durumdaki kafatasının ölçümü daha sağlıklı olur.

Ama bunlar benim kendi görüşlerim. İşin tekniği antropoloji biliminin içinde olmalı.”

Üçüncü kandaş:

“Simdi uzunlugunu burnumuzun ucundan arka kafamiza kadar o pergellen ölcüyoruz.

Sonra genisligini bir kulak ucundan öbür kulak ucuna kadar ölcüyoruz. Yani ben böyle duydum...

Sonra bu sayilar carpiliyor, ve 2 ile carpiliyor...

O ‘antropometri pergeli’ nerelerde satilir?

Kuto dedi ki, “sakın gülmeyin, çünkü bu kafatası ölçme işinin altında Atatürk’ün manevi kızı Afet İnan’ın imzası var. “Kafatasçılık” “üstün ırk, üstün kan” tezlerinin havada uçuştuğu Nazilerin yükseliş yıllarının eseri olarak Kemalist Cumhuriyeti hasta etmişti... Hastalık devam ediyi...”

Kuto şu notu masaya bıraktı:

“Hitler ve diğer Nazi liderleri, Yahudileri dini bir grup olarak değil, diğer ırklar “üzerinden geçinen” ve onları zayıflatan zehirli bir “ırk” olarak görüyordu. Hitler iktidara geldikten sonra, Nazi öğretmenler okullarda ırk biliminin “ilkelerini” uygulamaya başladı. Öğrencilerin gerçek “Ari ırkı”ndan olup olmadıklarını belirlemek için öğrencilerinin kafatası ve burun uzunluğunu ölçüp, saç ve göz renklerini kaydediyorlardı.

(Yukarıda ‘kandaşlardan’ yapılan alıntılar orijinaldir, gramer hataları düzeltilmemiştir.)

Saray morarıyor Kuto türkü söylüyor

Saray’ın kırmızı çizgisi Minbiç harekatı ile mosmor oldu.

Kim “çizgüm morardı” der ki... Erdoğan da öyle yaptı. Obama’yla konuşmuş. Amerikalılar PYD’ye değil de, SDG içindeki Araplara silah veriyormuş. Onlar da işte Minbiç’e yürüyormuş. “Kürd’e değil,  Arab’a silah veriyor” lafı bir “züğürt tesellisi...”

Erdoğan elbette kül yutmaz. “Benim istihbaratım durumu izliyor” da demiş...

Bu sözlerden sonra, biz görenlerin yalancısıyız, Saray’ın bütün duvarları, damları, bacaları, camları aniden mosmor olmuş.

Feministler duruma bakıp, kıkır kıkır gülüyorlarmış. Minbiç’e yürüyen PYD güçlerine “karışamayan” Saray’ın kadının kaç çocuk doğuracağına karışmasını, mütedeyyen feministler, “Allah adamı işte böyle morartır” diyerek yorumluyorlarmış.

“Züğürt tesellisi” demiştik.

Medya’da da “züğürtler” var. Onlardan biri de Murat Yetkin. Hürriyet’e kurulmuş, saydırıyor. Çok “zeki” görünümlü. “Esrarengiz” üsluplu. Okuyan “çok şey” bildiğini sanıyor. Şöyle yazmış:

“Suriye’de (ve Irak’ta) IŞİD mevzi kaybediyor ve bunda PKK’nın da payı var. Bu durum PKK’nın siyaseten terörist görüntüsünü avantaja çevirdiği izlenimi veriyor. Diğer yandan PKK hem Suriye’de IŞİD’e karşı, hem Türkiye’de Türk ordusuna karşı ciddi kayıplar veriyor.

Hayır, Türkiye ve ABD’nin pek çok konuda ara bu kadar açıkken bu konuda ortak strateji geliştirdiğine inanmak için bir kanıt yok ortada. Ancak Suriye’de ve Irak’taki iç savaşın terörizm listelerindeki en etkili örgütlerden olan IŞİD ve PKK’nın ciddi askeri kaybına yol açtığı görülüyor. Olan bitene biraz ters açıdan bakmak bazen daha iyi anlamamızı sağlıyor, değil mi?”

Kuto dedi ki, “Yetkin begin lafları zügürt tesellisi diye düşüniyem, bunlar birbirini kırsın, zürriyetleri kurusun, Türk milleti kadın başına üç dogursun, Kürtler haritadan silinsin diye düşünenlere Taha Akyol’un yazısını tavsiye ediyem...”

Masaya Taha Akyol’un dünkü yazısını bırakıp gitti. Şu satırın altını çizmişti:

“Edirne’de doğurganlık hızı 1.47 iken, Şırnak’ta 4.23’tür.”

Pencereden baktığımızda Kuto şu türküyü söylüyordu:

“Zahid bizi tan eyleme

Hak ismin okur dilimiz

Sakın efsane söyleme

Hazrete varır yolumuz

Sayılmayız parmak ile

Tükenmeyiz kırmak ile...

Taşramızdan sormak ile

Kimse bilmez ahvalimiz”...

“Ermiş bu oğlan” diye mırıldandık...

Ne demiştik?

Saray morardı demiştik.

Daha da moraracak.

Haberi okuyalım:

Morarma süreçleri

“Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, KADEM’in yeni genel merkez binasının açılış töreninde yaptığı konuşmada “İş kadını olurken, anneliğinizi ve ev hanımlığınızı unutmayın” vurgusu yaptı. Erdoğan, “Çalışıyorum diye annelikten imtina eden bir kadın, aslında kadınlığını inkar ediyor demektir. Anneliği reddeden, evini çekip çevirmekten vazgeçen kadın, iş dünyasında istediği kadar başarılı olsun eksiktir, yarımdır. Kadın insanın yarısıdır. O yarısı olmazsa insan da olmaz. Anneliği reddetmek insanlığın yarısından vazgeçmektir” şeklinde konuşmuştu.”

Böyle konuşursan morarırsın.

Nitekim CNN Türk spikeri Nevşin Mengü, morarttı. Şöyle yazdı:

“İstemiyorum arkadaş anne falan olmak, zorla mı, sana ne, kime ne?”



↳Son Güncelleme: 07 Haziran 2016 10:15

Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, halklara ve inançlara saldıran, nefret suçu ve cinsiyetçi söylemler içeren, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.

Editörün Seçtikleri

Video Galeri

Arşiv

Özgür Gündem Birinci Sayfa

“Binevş”

Cümle Alem

Qırıx


Okurlarla Başbaşa


Medya Diyalog


“Özgür