Çelişkili yazılar

Çelişkili yazılar

Muhittin CEMİL Ender KARADENİZ

Nuray Mert’in dün yayınlanan yazısı ilginçti. Okuyalım:

Devlet/iktidarın “terörle savaş” adına yürüttüğü siyaseti sonuna kadar eleştiri konusu yapmamız gerekiyor. Ancak bir hususu açıklığa kavuşturmakta ve artık samimi bir şekilde tartışmakta fayda var”

Mert neyi tartışmak istiyor?

“Kanlı pazarlığı...”  Şöyle yazmış:

“Yakın zamana kadar, aynı çevreler (Kürtler MD), “Barış süreci iyi gidiyor” diyordu. “Bu barış sürecinde bazı sorunlar var, demokrasi olmadan barış olmaz, oysa bu ülke giderek daha az demokratik hale geliyor” diyenlere bir yandan iktidar çevreleri yüklenirken, diğer yandan Kürt siyasi çevresi “pişmiş aşa su katmayın” demeye getiriyordu. Veya “Bizim liderimizin bir bildiği vardır, fazla kurcalamayın” , “Neden Kürtlere güvenmiyorsunuz?” deniliyordu.

Ne diyor Mert? Münazara mı yapıyor? Daha önce “demokrasi olmadan barış olmaz” demişmiş. Kürtler ise “bizim liderimizin bir bildiği vardır” diye itiraz etmişmiş. Yani çözüm sürecinde PKK’nin masaya oturmasına, satır arasında itiraz ediyor. Nitekim şöyle yazmış:

“Madem aklınızda, ‘olmazsa savaşırız, sorun değil’ gibi bir fikir vardı, akan kan durmayacaktı, neden demokrasicilik oynandı?”

Evet, bu görüşler, “PKK AKP’yle anlaştı” diyerek ulusalcıyı kışkırtma dönemine ait “solcu” argümanların tekrarı. Devam ediyor:

“İki taraf da birbirini zayıflatıp öyle masaya oturacak” analizleri, insan hayatı üzerinden kanlı bir pazarlık değil mi? O halde, bu ülkenin barış ve demokrasiden yana olan insanlarını kanlı pazarlığın tarafları yapma girişimi, ne taraftan gelirse gelsin, sessizce geçiştirilecek şey değil.”

Demek ki Mert PKK’nin “masaya oturmasını” “kanlı pazarlık” olarak görüyor. “Kanlı pazarlığa taraf olmam” diyor. Ayıp.

“Kanlı pazarlığın” yapıldığı masadan sonraki dönem için ne diyor?

“Demokrasi ve barışa inanan hiç kimse, sadece sivillerin ölmesine karşı çıkmakla yetinemez. Hakkaniyet hissimiz önce güçlü olana karşı ses vermeyi gerektiriyor diye, Kürt siyasetinin isabeti kendilerinden menkul çatışma siyasetine sonsuza kadar sessiz kalamayız. Dahası, bu siyasetin Türkiye’de siyasetin daha da otoriterleşmesine zemin hazırladığını görmemek için kör olmak lazım.”

Aydınları Kürt “siyasetine” karşı sessiz kalmamaya çağırıyor.

Bravo. “Masaya oturmak kanlı pazarlık” diyenin şimdi masa dışında “çatışma siyasetine” karşı çıkışı ilginç...

Artık PKK’nin çatışma siyasetine sessiz kalamam diyen Mert’in daha önce yazdığı yazıyı hatırlatma zamanı geldi. Biz Medya Diyalog’da o yazıyı selamlamıştık.

21 Aralık 2015 tarihli yazıda şöyle demişti:

“Nasıl bu noktaya gelindiğini, Kürt siyasetinin sorumluluklarını, hatalarını yazdık durduk, artık o noktayı çoktan geçtik. Hiçbir iktidar, “Derdinizi bize değil, örgüte anlatın, bize değil, onlara seslenin” diyerek işin içinden sıyrılamaz. Benim muhatabım yaşadığım ülkenin iktidarıdır,”

21 Aralık’ta “o noktayı geçen” ve “benim muhatabım yaşadığım ülkenin iktidarıdır” diyen Mert 1 Şubat’ta yeniden “o noktaya geri dönmüş” ve yeniden “Kürt siyasetini muhatap” alarak şöyle demeye başlamış: “Kürt siyasetinin isabeti kendilerinden menkul çatışma siyasetine sonsuza kadar sessiz kalamayız.”

Kalma!..


 



↳Son Güncelleme: 01 Şubat 2016 18:56

Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, halklara ve inançlara saldıran, nefret suçu ve cinsiyetçi söylemler içeren, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.

Editörün Seçtikleri

Video Galeri

Arşiv

Özgür Gündem Birinci Sayfa

“Binevş”

Cümle Alem

Qırıx


Okurlarla Başbaşa


Medya Diyalog


“Özgür