Yarın halk takmayacak

Yarın halk takmayacak

Muhittin CEMİL Ender KARADENİZ

Cumhurbaşkanı, “kaymakamlar gizli örgütü” ile yaptığı toplantıda ne dedi: “Mevzuatı bir yana koyun, gerekeni yapın...”

Şu anda Kürdistan’ın bütün ilçelerinde o, “gizli örgüt üyesi kaymakamlar”, “mevzuat” tanımıyor.

Cizre’de bir binanın bodrumunda 5 cenazeyle birlikte can cekişen, toplam 28 yaralı bu “Saray gladyosunun” üyesi Kaymakamlar tarafından teker teker öldürülüyor...

Demokratik Özerk Kürdistan’da Valiler ve Kaymakamlar seçimle göreve gelecek.

Ve “mevzuatı” takmayan Kaymakamlardan da onlara “mevzuatı takmayın” emri veren Saray’daki de hesap verecek...

“Ama nasıl olur, Cumhurbaşkanının sorumluluğu yok, bu anayasa emri...”

Olabilir, her şey karşılıklı, sen “mevzuatı takmazsan”, halk da senin o anayasanın emrini takmaz. Ona göre...

‘Tanktan inip katıra binmek’

Star’da iki haber yan yana. Birinci haber şöyle:

“TSK, 2016 bütçesinde ‘katır’lara özel ödenek ayırdı. Alınacak katırlar için 1.3 metre yüksekliği sınır olarak belirlenirken, katır başına 1.800 TL bedel biçildi. Katırlar, terörle mücadele edilen bölgelerde yük taşımak için kullanılacak.”

İkinci haber de şöyle:

“Rusya, 6 Aralık 2015’te İstanbul Boğazı’ndan geçen Rus gemisinin güvertesinde duran bir askerin omzunda görüntülenen Strela füzesini, PKK’nın Suriye kolu olan PYD’ye gönderiyor.”

Kuto, hemen bir karikatür çizdi: Katırın üstüne başkomutan üniformasıyla Erdoğan oturmuş, alt yazı şöyle: “Binmiş bir alamete gidiy kıyamete...”

Kuto’nun ‘İki Taktiği’

Serpil Çevikkan, Milliyet’in “hükümet ve Saray” muhabiri. Görevini “bihakkın” yapıyor. Haberi şöyle:

“Daha önce dile getirdiği ‘Türk tipi başkanlık’ nitelemesini anımsatarak, ‘Millet hazır da, ‘ben elitim’ diye geçinenler, siyasetçiler buna tam hazır değil, sıkıntı burada. Bize göre milleti merkeze alan, ‘insanı yaşat ki devlet yaşasın’ ilkesiyle ifade ettiğimiz kadim yönetim geleneğimize yaslanan bir anayasa Türk tipi anayasadır” dedi.

Başkanlık sisteminin federasyonu zorunlu kıldığı eleştirilerine, “Biz ne diyoruz? Tek millet diyoruz. Tek bayrak diyoruz. Tek vatan diyoruz. Tek devlet diyoruz. Özerklik adı altında, özyönetim adı altında devlet içinde devlet kurmaya çalışanların da dünyayı başlarına yıkarız” yanıtını verdi.”

Demek ki, “Türk tipi” olacak. Demek ki, “tek bayrak”, “tek vatan”, “tek devlet” olacak. Demek ki, “özerklik” isteyenlerin “başlarına dünyayı yıkacak...” O halde?

O halde CHP ve HDP’nin böyle “bir anayasa” yapmak isteyenlerle, “uzlaşma komisyonunda” işi ne?

Kuto koşarak içeriye girdi: “Aman abeler, sekterlik yapmayın ha... CHP ne yapacak bilmiyem ama, duyduğuma göre HDP, o komisyonu Saray’daki bozuntuların başına yıkmak için o komisyona kitiliy...”

Birimiz Kuto’ya, “Essah mı Kuto?” diye sordu. Kuto biraz bozuldu, sonra “Ben öyle düşiniyem” dedi.

Kuto, “Leninist taktikler” hakkında gerçekten uzman bir Kürt çocuğu... Hendekle parlamenter çalışma arasındaki bağı ustalıkla kuruyor... Şapka çıkarıyoruz.

Meğer CHP de PYD’yi ‘istememiş’

Milliyet’ten atılan Yalçın Doğan T24’te yazıyor. Yazısından şu bilgiyi alıyoruz:

“30 Kasım 2015’ten bu yana PYD Sosyalist Enternasyonal danışma üyesi, oy kullanamıyor, gözlemci üye.”

Yazar pek dikkat çekti

Gözlemci de olsa, Sosyalist Enternasyonal’e (SE) nasıl üye olabiliyor?

PYD Sosyalist Enternasyonal’e iyi niyet mektubu sunuyor, terörle bağlantısı olmadığına ilişkin. Sosyalist Enternasyonal’in PYD’yi üye almasına AKP Hükümetinden olumsuz bir tepki gelmiyor. Buna karşılık, SE Başkan Yardımcısı Umut Oran (CHP) 3 Aralık 2015’te açıklama yapıyor:

“PYD, iki yıldır Sosyalist Enternasyonal’e üye olmak için beklemektedir. Bu süre boyunca CHP olarak biz Türk hükümetinin PYD’yi Suriye’de PKK’nın uzantısı olarak görmesi nedeniyle üyeliğine karşı çıktık.

Ekim ayında Londra’da yapılan Etik Komite toplantısında ben PYD’nin PKK ile organik ilişkisi konusunda kaygılarımı söyleyerek PYD’nin Sosyalist Enternasyonal’e kabulüne karşı oy kullandım. “

Belli ki, bu rezalet Umut Oran’ın, “kafacığından” çıkmış değil. CHP’nin parti kararı.

CHP bu kafayla, ne Türkiye’nin bölge bataklığından çıkmasına katkıda bulunabilir ne de Saray’ın diktatörlüğünü durdurabilir.

Kurultay sonrası Kılıçdaroğlu’nu bekleyen sorumluluk; partideki “Baskın basanındır” hiziplerini hızla tasfiye ederek, CHP’yi yeniden kurmaktır.

‘Ankara kaybeden taraf’

Aklı başında dış politika uzmanlarının ortak görüşü, Saray ve Hükümet’in PYD’ye karşı politikasının “perspektiften” yoksun olduğu yönünde. Cumhuriyet’te Semih İdiz şöyle yazdı:

“Şu anda Suriye ordusu, Rusya’nın desteği ile muhaliflere karşı ilerliyor. YPG de ABD desteği ile IŞİD’e karşı ilerliyor. Suriye’de ateşkes anlaşması sağlanıp uygulanamazsa, Rusya ve ABD’nin bu desteklerini sürdürüp sahadaki etki alanlarını genişletmeye çalışacakları malum.

Cenevre görüşmeleri gerçekten “istim kazanıp” bazı sonuçlar verme noktasına geldiğinde de, müzakereler tarafların sahada ele geçirdikleri bölgeler üzerinden yürütülecek. Bu durumda, ABD’nin doğrudan, Rusya’nın da dolaylı desteği ile önemli kazanımlar elde etmiş olan PYD’yi göz ardı etmek mümkün olmayacak.

Ankara karmaşık bir hal almış olan Suriye’deki “büyük görüntünün” tüm boyutlarını hesaba katarak “yapıcı” ve “oyun kurucu” bir diplomasiye dönmedikçe, bu krizde büyük olasılıkla “kaybeden taraf” olmaya devam edecek. “

Kuto “İdiz abeme katiliyem” dedi. “Çünkü, diye devam etti, İdiz abem AKP’nin gelecekte ‘kaybeden taraf’ olacağını söylemiy, şu anda ‘kaybeden taraftır’ böyle olmaya devam edecek diye yaziy... Yani ‘diplomasi’ yapmiy, açık konuşiy...”



↳Son Güncelleme: 30 Ocak 2016 12:58

Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, halklara ve inançlara saldıran, nefret suçu ve cinsiyetçi söylemler içeren, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.

Editörün Seçtikleri

Video Galeri

Arşiv

Özgür Gündem Birinci Sayfa

“Binevş”

Cümle Alem

Qırıx


Okurlarla Başbaşa


Medya Diyalog


“Özgür